ALAK MUCİZESİ!
ALAK MUCİZESİ!
“Alâk” kelimesi etimolojik yapısı itibariyle iki manaya gelmektedir. Bunlardan; birisi “durgun kan” veya “kan pıhtısı” şeklinde olup, biyolojik gerçeklerin henüz bilinmediği çağlarda, insanın nasıl yaratıldığı sorusuna cevap teşkil etmiştir. Halbuki yaratılışın harikalar harikası sırrı “Alâk” kelimesinin asıl manasının altındadır ki, bu da “alâka, aşk, ilgi, yapışıp kalma” şeklindedir. Ve yaratılışa ait ayetlerde bu kelimenin kullanılmasındaki hikmet, çağımızda henüz yeni anlaşılmıştır.
Yumurta hücresi ile sperm hücresi birleştiğinde, insanın ilk hücresi (zigot) oluşur. Yumurta hücresinin eksik olan genetik bilgisi, 250 milyon sperm hücresinden sadece biriyle birleşmesi sonucu tamamlanır. Bu süreçte, yumurta hücresi kendisinde bulunmayan yaklaşık 30 bin genetik bilgiyi, spermden aldığı DNA sayesinde tamamlayarak tam bir genetik yapıya ulaşır.
Yüce Kitabımız Kuran ihtimaller hesabına göre gerçekleşmesi imkânsız görünen bu meseleyi şöyle tamamlar:
“Hiçbir dişi, Allah’ın izni olmadan gebe kalamaz.” (Fussilet Suresi, 47. Ayeti)
Yumurta ve meni hücresinin birleşmesi gerçekten de ilahi bir ilim ve irade olmadan imkânsızdır. Mesela iki yüz elli milyon fincanla oynanan bir yüzük oyununda bu fincanlardan sadece birinin altında saklı olan yüzüğün her seferinde tek bir fincanı kaldırmakla bulunması gibi bir imkânsızlık.
Ancak bu iki yüz elli milyonda bir ihtimal, Allah’ın izni ve “Alâk” kelimesinin asıl manası doğrultusunda gerçekleşir ve yumurta hücresi, etrafında dolaşan milyonlarca meni hücresinden sadece bir tanesine aşk derecesinde alâka duyar.
Bu alaka duyulan hücre, eksik şifreyi tamamlayan tek hücredir. İşte Alâk kelimesinin tam karşılığı böylece ortaya çıkmakta, yüce kitabımız bize asırlar öncesinden inanılması güç bir mucizeyi apaçık bir şekilde göstermektedir.
Alâk kelimesinin bilim dünyasındaki karşılığı: Afinite
Yukarıdaki bilgilerin sadece bize ait bir yorum olduğu zannedilmemelidir. Zira genetik mühendislerinin, genetik şifreler üzerindeki araştırmaları eksik şifrelerin tamamlanmasında çok önemli bir gerçeği ortaya koymuş ve bu gerçek “moleküler afinite” ifadesiyle belirtilmiştir.
Batı kaynaklı “afinite” kelimesinin karşılığı Cenab-ı Hakk’ın Kurân’da buyurduğu “alâk” kelimesinin tam karşılığı olup “moleküllerin birbirine karşı duyduğu özel bir alâka ve yakınlık” hâli olduğunu keşfederek bilim literatürüne kazandırmışlardır.