AYIN YANSITICI ÖZELLİĞİ
(Nuh Suresi)
AYIN YANSITICI ÖZELLİĞİ
(Nuh Suresi)
"Göğün içinde Ay'ı bir nûr (yansıyan ışık), Güneş'i de bir sirâc (kandil/ışık kaynağı) kılmıştır." (Nûh Suresi, 16. Ayet)
Kur'an'da gök cisimlerinden bahsedilirken kullanılan kelimeler, modern astronominin bugün ulaştığı gerçeklerle muazzam bir paralellik gösterir. Ayetlerde Güneş ve Ay'ın ışığından bahsedilirken asla aynı kelimeler kullanılmaz; ikisi arasında çok net bir yapısal ayrım yapılır.
Arapçada Güneş için kullanılan "sirâc" (kandil/lamba) veya "ziyâ" kelimeleri; yakıtı kendi içinde olan, ısı ve ışığı kendi bünyesinde üreten aktif bir kaynağı temsil eder. Ay için kullanılan "nûr" ve Furkan Suresi 61. ayette geçen "münîr" kelimeleri ise; kendi ışığı olmayan, başka bir kaynaktan aldığı ışığı yansıtarak aydınlatan pasif bir niteliği ifade eder.
Modern bilim, Güneş'in devasa bir nükleer reaktör gibi kendi enerjisini ve ışığını üreten bir yıldız olduğunu; Ay'ın ise karanlık ve soğuk bir yüzeye sahip olup, sadece Güneş'ten aldığı ışığı Dünya'ya yansıtan dev bir ayna görevi gördüğünü kesin olarak kanıtlamıştır.
Teleskobun icadından yüz yıllar önce, gökyüzünün sadece çıplak gözle izlenebildiği 14 asır öncesinde, "ışık kaynağı" ile "yansıtıcı" arasındaki bu teknik ayrımın bu kadar hassas kelimelerle yapılması, Kur'an'ın bilimsel mucizelerine eşsiz bir örnek teşkil etmektedir.