DAĞLAR VE İZOSTATİK DENGE
(Nebe - Enbiyâ Sureleri)
DAĞLAR VE İZOSTATİK DENGE
(Nebe - Enbiyâ Sureleri)
Kur'an-ı Kerim’in dağlar hakındaki "Yeryüzüne de onları sarsmasın diye sağlam dağlar yerleştirdik..." (Enbiyâ Suresi 31.) ve "Biz, yeryüzünü bir döşek, dağları da birer kazık yapmadık mı?" (Nebe Suresi, 6-7) beyanları ile modern jeofizik verileri arasındaki ilişki, "kazık" (evted) benzetmesi ve "sarsıntıyı önleme" işlevi üzerinden çarpıcı bir uyum sergiler.
Nebe Suresi'nde dağlar için kullanılan "evted" ifadesi, bir çadır kazığının büyük kısmının yerin altında olması gibi, dağların da yer yüzeyinde görünen kütlelerinden çok daha derinlere uzanan devasa köklere (mountain roots) sahip olduğunu simgeler.
19. yüzyılda geliştirilen İzostazi prensibi, bu durumu bilimsel olarak doğrulamış; yer kabuğunun (litosfer) daha yoğun olan manto tabakası üzerinde bir denge içinde yüzdüğünü ve dağların bu dengenin en kritik unsurları olduğunu ortaya koymuştur.
Jeolojik açıdan dağlar, yer kabuğunu oluşturan dev levhaların çarpışma noktalarında bir nevi "sabitleyici" görev üstlenirler.
Enbiyâ Suresi'nde belirtilen "yeryüzünün sarsılmasını önleme" fonksiyonu, bu devasa kütlelerin yer kabuğuna sağladığı stabilite ile paralellik gösterir. Dağ kökleri, yer kabuğunun en kalın olduğu noktaları oluşturarak manto üzerindeki salınımları dengeler ve kabuğun aşırı hareketliliğini kısıtlar. Dolayısıyla dağlar, sadece estetik yer şekilleri değil, Dünya’nın yapısal bütünlüğünü koruyan ve yaşama uygun bir zemin sağlayan devasa jeolojik sabitleyicilerdir.