DUMAN VE DÜNYA
(Fusullet Suresi 11. Ayet)
DUMAN VE DÜNYA
(Fusullet Suresi 11. Ayet)
Fussilet Suresi 11. ayette geçen “duhân” yani duman ifadesi, Kur’an’ın, evrenin ilk yaratılış safhasına dair kullandığı dikkat çekici bir kavramdır. Ayette göğün henüz duman hâlindeyken ilahi iradeye muhatap kılındığı belirtilir. Buradaki “duman”, günlük hayatta bildiğimiz yanma sonucu oluşan duman anlamından ziyade, şekli ve düzeni henüz belirginleşmemiş, yoğun ve dağınık bir madde hâlini ifade eder. Arap dilinde “duhân” kelimesi, katı form kazanmamış, sınırları belli olmayan bir yapı için de kullanılır.
Klasik tefsirlere bakıldığında, bu ayetin modern bilimsel kavramlar çerçevesinde değil, dil ve bağlam temelinde yorumlandığı görülür. Taberî, göğün yaratılış öncesi hâlinin karışık ve düzensiz bir yapıda olduğunu belirtirken; İbn Kesîr bu safhayı yıldızların ve gök katmanlarının henüz teşekkül etmediği bir dönem olarak açıklar. Fahreddin Râzî ise maddenin ilk hâlinin belirsiz ve şekillenmemiş oluşuna dikkat çeker. Bu yorumların ortak noktası, evrenin başlangıcında düzenli ve katı bir yapıdan ziyade, ham ve işlenmemiş bir madde durumunun varlığını kabul etmeleridir.
Modern bilimsel araştırmalar da evrenin ve dünyanın ilk dönemleriyle ilgili benzer bir tablo ortaya koymaktadır. Kozmolojiye göre evren başlangıçta son derece sıcak, yoğun ve gaz ya da plazma hâlindeydi. Atomlar, yıldızlar ve gezegenler bu ilk kaotik yapıdan zamanla meydana gelmiştir. Dünya ise Güneş’in etrafındaki gaz ve toz bulutlarının bir araya gelmesiyle oluşmuş, ilk dönemlerinde katı bir küre olmaktan çok erimiş ve gaz ağırlıklı bir yapıya sahip olmuştur. Bilimsel literatürde kullanılan bu ifadeler, fiziksel olarak Kur’an’da geçen “duhân” kavramının işaret ettiği duruma oldukça yakındır.
Fussilet Suresi 11. ayetin asıl vurgusu yalnızca maddenin ilk hâli değildir. Ayette göğe ve yere hitap edilmesi ve onların “isteyerek geldik” demesi, evrendeki tüm varlığın ilahi emre mutlak bir teslimiyet içinde olduğunu gösterir. Bu anlatım, evrendeki düzenin kör tesadüflerle değil, bilinçli bir iradeyle var edildiğini ifade eder. İnsan ise bu teslimiyetin farkına varabilecek akıl ve irade sahibi tek varlık olarak sorumluluk altına girmektedir.
Sonuç olarak, Fussilet Suresi 11. ayet ile modern bilimin evrenin ilk safhalarına dair bulguları birlikte okunduğunda, anlamlı bir uyum ve düşünmeye sevk eden bir paralellik ortaya çıkar. Bilim “nasıl” sorusuna cevap ararken, Kur’an “neden” ve “anlam” boyutunu hatırlatır. Şekilsiz ve düzensiz bir yapıdan böylesine kusursuz bir düzenin ortaya çıkması, insanı hem evrenin kaynağı hem de kendi varoluş amacı üzerine derin bir tefekküre davet eder.