EVRENİN YARATILIŞI VE GENİŞLEMESİ
(Enbiyâ Suresi 30. - Zâriyât Suresi 47. Ayetler)
EVRENİN YARATILIŞI VE GENİŞLEMESİ
(Enbiyâ Suresi 30. - Zâriyât Suresi 47. Ayetler)
Enbiyâ Suresi 30. ayette "Kâfirler görmezler mi ki, göklerle yer bitişik halde idi de biz onları birbirinden ayırdık" ifadesiyle yer yüzünün başlangıçta bitişik(tekil) bir hâlde olduğu, daha sonra birbirinden ayrıldığı ifade edilir. Zâriyât Suresi 47. ayet ise "Gökleri biz kudretimizle bina ettik. Şüphesiz onu genişletmekteyiz." beyanı ile evrenin hâlâ genişlemekte olduğu belirtilmiştir. Bu iki ayet hem Big Bang teorisiyle hemde 20. yüzyılda Edwin Hubble’ın yaptığı keşiflerle doğrulanmıştır.
Bu ayetler, evrenin ilk safhasında tek ve bütüncül bir yapıda bulunduğunu, sonrasında ise bir ayrışma ve açılma süreci yaşandığını, hâlende genişletilmekte olduğunu belirtir. Sade ve net anlatım doğrudan konuyu ortay koyar ve Kur'anın bu konudaki tezini güçlü bir şekilde savunur. Böylece Kur’an, evrenin yalnızca başlangıcına değil, devam eden düzenine de dikkat çeker.
Bu iki ayet birlikte okunduğunda ortaya çıkan tablo, modern kozmolojinin ortaya koyduğu Büyük Patlama (Big Bang) modeliyle dikkat çekici bir paralellik taşır. Bilime göre evren başlangıçta son derece yoğun ve tekil bir hâlde iken zamanla genişlemiş, madde ve uzay ayrışarak bugünkü kozmik yapıyı oluşturmuştur. Galaksilerin birbirinden uzaklaşması ve evrenin hâlen genişliyor olması, bu sürecin devam ettiğini göstermektedir.
Modern kozmolojinin gelişiminde Edwin Hubble’ın çalışmaları belirleyici bir rol oynamıştır. Hubble, Andromeda Gökadası’nı inceleyerek Samanyolu’nun evrendeki tek gökada olmadığını ortaya koymuş, ardından galaksilerin ışık tayflarındaki kırmızıya kaymayı inceleyerek onların bizden uzaklaştığını tespit etmiştir. Daha uzak galaksilerde kırmızıya kaymanın artması, evrenin her yönde genişlediğini göstermiştir. Bu bulgu, Albert Einstein’ın genel görelilik kuramının işaret ettiği dinamik evren fikriyle birleşerek, evrenin geçmişte çok daha yoğun ve tekil bir hâlde olduğu sonucunu doğurmuştur. Galaksilerin bir balonun üzerindeki noktalar gibi birbirinden uzaklaşması benzetmesiyle ifade edilen bu durum, zaman geri sarıldığında tüm maddenin sıfır hacim ve sonsuz yoğunlukta tek bir noktada birleştiğini düşündürmektedir. Böylece Georges Lemaître ve Alexander Friedmann tarafından geliştirilen Büyük Patlama modeli, evrenin yaklaşık 13,8 milyar yıl önce son derece sıcak ve yoğun bir başlangıçtan itibaren genişlediğini açıklayan hâkim kozmolojik teori hâline gelmiştir. 1960’lı yıllarda keşfedilen kozmik mikrodalga arka plan ışıması ve evrendeki hidrojen–helyum oranlarının hesaplamalarla uyum göstermesi, bu modelin güçlü gözlemsel dayanaklarını oluşturmuştur. Bu bilimsel tablo, Enbiyâ Suresi 30. ayette ifade edilen başlangıçtaki birlik ve ayrışma fikri ile Zâriyât Suresi 47. ayette bildirilen sürekli genişleme olgusuyla kavramsal bir paralellik sergilemekte; Kur’an’ın evrenin kökeni ve işleyişine dair sunduğu tefekküre davet eden çerçeveyi destekleyici bir arka plan oluşturmaktadır.