ANTİK MISIRDAN BİR SAHNE; FİRAVUN VE HÂMÂN
(Kasas Suresi)
ANTİK MISIRDAN BİR SAHNE; FİRAVUN VE HÂMÂN
(Kasas Suresi)
Kur'an, Mısır'da Firavun'un kuleler ve anıtlar inşa etmekle görevli başmimarının adının "Hâmân" olduğunu bildirir. Tevrat'ta ise bu isim Mısır'da değil, ondan yüzyıllar sonra gelen Babil'de bir vezir olarak anıldığından, oryantalistler geçmişte Kur'an'ın tarihsel bir hata yaptığını iddia etmiştir.
Ancak 19. yüzyılda hiyerogliflerin şifresi çözüldüğünde, antik Mısır yazıtlarında tam olarak şu unvan bulunmuştur: "Hâmân: Taş ocağı işçilerinin (mimarların) başı." Kur'an, binlerce yıl kumların altında kalan bu spesifik tarihsel gerçeği sıfır hatayla gün yüzüne çıkarmıştır.
Kasas Suresi'nde Haman'ı Firavun'un en yakınındaki inşaat sorumlusu olarak konumlandırıyor ve Firavun'un ona "çamur üzerine ateş tutuşturup yüksek bir kule yapmasını" emrettiğini anlatıyordu. Yıllarca eleştiri konusu olan bu teknik detay ve isim, 19. yüzyılda Rosetta Taşı'nın şifresinin çözülmesi ve antik Mısır hiyerogliflerinin okunmaya başlanmasıyla muazzam bir tarihsel kanıta dönüşmüştür.
Alman Mısırbilimci Walter Wreszinski, antik isimler sözlüğünde "Hman" (Haman) isminin, tam da Kur'an'daki görevine uygun şekilde "Taş Ocağı İşçilerinin Şefi" (baş mimar) olarak geçtiğini açıkladı. Üstelik modern arkeolojik kazılar, piramitlerin inşasındaki devasa rampalarda, işçi köylerinde ve Orta Krallık dönemi piramitlerinin yapımında Kur'an'ın özel olarak belirttiği "pişmiş çamur" (kerpiç) tekniğinin yaygın olarak kullanıldığı da bu yazıtlarda yer alıyordu.
Böylece, 1400 yıl önce anlatılan Kasas Suresindeki bu ayetler ve modern arkeolojinin bulguları birleşerek, zamanın kumları altında unutulmuş tarihi bir gerçeği gün yüzüne çıkarmış oldu.
Firavun, “Ey seçkinler! Sizin için benden başka tanrı tanımıyorum. Ey Hâmân! Haydi benim için tuğla fırınını yak, bana pişmiş çamurlardan bir kule yap. Belki oradan Mûsâ’nın tanrısını görürüm... (Kasas Suresi)