‘GÖKYÜZÜNÜ KORUYUCU BİR TAVAN YAPTIK’
(Enbiyâ Suresi 32. Ayet)
‘GÖKYÜZÜNÜ KORUYUCU BİR TAVAN YAPTIK’
(Enbiyâ Suresi 32. Ayet)
Enbiya Suresinin 32. Ayetinde mealen “Biz gökyüzünü (atmosferi, uzaydan dünyaya gelen zararlı ışınlara ve gök taşlarına karşı) koruyucu bir tavan yaptık. O (inkârcılar ise) hâlâ bu ayet ve alâmetlerden yüz çeviriyorlar.” Buyrularak bizlere henüz 19. Yüzyılda keşfedilen bilimsel bir olayı haber vermektedir.
1600’lerde Galileo atmosferin varlığını bilimsel olarak ortaya koyarken, meteorların atmosfere girerken yanarak yok olduğunu ilk kez 1794’te Ernst Chladni savundu. 1850’lerde ise James Prescott Joule ve George Gabriel Stokes ise bu sürecin fiziksel nedenlerini açıkladılar.
1913’te Charles Fabry ve Henri Buisson ozon tabakasının varlığını tespit edip onun UV ışınlarını engellediğini ortaya çıkardı. 1930’da Sydney Chapman ozonun koruyucu mekanizmasını matematiksel olarak açıkladı.; böylece gökyüzünün bir “koruyucu tavan” gibi davrandığı bilgisi 18. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar gelişen çeşitli farklı bilimsel keşiflerin birleşmesiyle anlaşılmış oldu.
Enbiyâ Sûresi 32. âyette geçen “gökyüzünü korunmuş bir tavan yaptık” ifadesi, modern bilimin atmosfer hakkında ortaya koyduğu gerçeklerle üç temel noktada örtüşür: Atmosfer, özellikle ozon tabakası sayesinde canlılar için öldürücü olan UV ışınlarının büyük kısmını filtreleyerek güneşten gelen zararlı ışınlara karşı bir kalkan görevi görür; aynı zamanda Dünya’ya her gün ulaşan milyonlarca küçük meteor ve uzay parçacığı atmosfere girdiklerinde sürtünme ve basınç nedeniyle yanarak yok olur ve böylece yeryüzü sürekli çarpmalardan korunur; ayrıca atmosfer sıcaklık, basınç ve gaz dengesini hassas bir şekilde düzenleyerek yaşamın devamı için gerekli koşulları muhafaza eder.
Bu üç etki bir araya geldiğinde gökyüzünün gerçekten de canlıları koruyan bir “tavan” gibi davranması, âyetin yüz yıllar sonra ortaya çıkan mucizevi keşfine bizleri bir kez daha tanıklık ettiriyor.