SANKİ GÖĞE YÜKSELİR GİBİ
(Enam Suresi)
SANKİ GÖĞE YÜKSELİR GİBİ
(Enam Suresi)
Allah, her kimi doğruya erdirmek isterse, onun göğsünü İslam'a açar. Kimi de saptırmak isterse, onun da göğsünü göğe çıkıyormuşçasına daraltır ve sıkar. Allah, inanmayanlara azap (ve sıkıntıyı) işte böyle verir. ﴾125﴿
Rabbinin dosdoğru yolu işte budur. Düşünüp öğüt alacak bir toplum için biz, âyetleri böyle ayrıntılı bir şekilde açıklıyoruz. ﴾126﴿
Bu ayet modern bilimle örtüşen bir fiziksel gözleme işaret etmektedir.
1. “Göğe yükselmek” benzetmesi:
Ayetin (sanki göğe yükseliyormuş gibi)” kısmı, yükseklere çıkıldıkça nefes almanın zorlaşması, göğsün daralması gibi fizyolojik bir olaya dikkat çeker.
2. Bilimsel karşılığı:
Günümüzde biliyoruz ki, yüksek irtifalarda hava basıncı azalır, oksijen oranı düşer, bu da insanda:
Göğüs darlığı, nefes alamama hissi, baş dönmesi gibi belirtilere yol açar.
Bu durum 1400 yıl önce, 7. yüzyılda ne Araplar ne de başka bir toplum tarafından bilinmiyordu. O dönemlerde kimse binlerce metre yükseklikteki hava basıncını veya oksijen eksikliğini deneyimlememişti. Ayette geçen “göğe yükselme” benzetmesi, kimsenin bilmediği yüksek irtifada oksijen azlığı ve göğüs darlığı gerçeğine işaret eder. Bu, Kur’an’ın bilimsel bir ön bildirimi olarak görülür.
3. Ruhsal anlam:
Ayet hem mecazi hem de gerçek anlam taşır:
Mecazi olarak: İman etmeyenlerin kalbi daralır, İslam’ı kabul edemez, huzursuz olur.
Fiziksel olarak: “göğe çıkmak” ifadesi, nefes darlığı benzetmesiyle bu psikolojik hâli çok çarpıcı biçimde anlatır.
Yani, hem duygusal/ruhsal hem de biyolojik düzeyde mükemmel bir uyum vardır.
Yine devamı olan 126. Ayet ile ‘düşünüp öğüt alacak bir toplum için biz, âyetleri böyle ayrıntılı bir şekilde açıklıyoruz.’ ifadesi de anlam derinliğindeki zenginliği ifade etmektedir.